3 Mart 2026 Salı

SAHTEKARLAR BU MEFTADAN HELALLIK İSTESİNLER 

İstanbul Teknik Üniversitesi uçak inşaatı bölümü emekli öğretim görevlisi olan çok değerli hemşerimiz, Prof Ahmet Nuri Yüksel ağabeyimizi kaybettik. Merhumun cenaze namazı 02-12- cumartesi günü, Fatih camiinde kılınacak öğle namazından sonra hakkın rahmetine tevdi edilecektir." Ruhu şad mekanı cennet olsun". Bizlerde Rahmetli hocanın ülkemizin yetiştirdiği çok değerli bilim adamlarından birisi olduğunu duyar, kendisini yakından tanımak isterdik. Fakat hoca bir dağda bizler ise başka bir dağdaydık. Bizlerden başka bütün herkes de bilirler ki hemşerilerimizle görüşebilmek için ya birbirlerinin çalıştıkları mekanlara gidip görüşürler, yada onlarla yakın en tanışıyorlarsa evlerine giderek görüşebilirlerdi. Bizlerin Rahmetli Ahmet Nuri hocamızı çok yakından tanıdığını bildiğimiz kimsemiz de yoktu. Bizim hemşerilerimizin de önemli zamanlarda toplanarak sohbet edebilecekleri bir dernek lokalimizde olmadığı için, rahmetli hocamızı hiç bir yerde görememiştik. Geçmiş yıllardaki böyle acılı bir günde yine kendisi gibi "Gevlesli" olan, Şahin ailesinin bir büyüğü de vefat etmişti. İstanbul da ki Kozlu mezarlığında Meftanın defin işlemi yapılmış, hocalar dua okumalarına başlayacaktı ki bir adam, mezarın yan duvarının üzerine çıkıp çok gür bir sesle, defnettiğimiz rahmetliyle çocuk yaşlarından itibaren köyden yakın arkadaş olduklarını ve müşterek olan  hatıralarını da çok güzel bir şekilde anlatıp bitirdi.                 Böyle, özgüveni yüksek olan, gür bir sesle eski hatıralarını anlatan adamda kim oluyor yahu diye, birimize sual sorucu bakışlarla baka kaldık. Onu, cenazeyi gömmek için gelenlerden hiç kimsede tanımıyor gibiydi. Cemaat dağılırken de önümüzde yürüyen bir gurup insanla beraber yürüyor, mezarların arasından geçerlerken de hararetli hararet li bir şeyler anlatıyorlardı. Bizlerde onun bu hararetli konuşmalarını çok merak edip mevzuları da kaçırmamak için hızlanarak yetişip gurubun içerisine karışıverdik. Onların bir çoğu, benimde  kim olduklarını bilmediğim genç insanlardı. Konuşmalarının özetinde Ahmet abi, filan ayın falan gününde Çimi köyümüzde yapacağımız kardelen festivalimize sizleri de bekliyoruz, O gün Çimi de pişireceğimiz Erkeç etlerinden yiyeceğiz denilince. Rahmetli Ahmet abimiz, bomba gibi patlayıvermişti. Ulan hırsız Çimi liler, siz erkeci nereden bulacaksınız da Kardelen festivalinde keseceksiniz, sizler ancak, yörüklerin yaylaya gidemeyen sürülerin arkasında kalan goca geçilerini çalıpta keser festivalinizde pişirirsiniz. Sizin yapacağınız Çimi festivalin de keseceğiniz ancak koca geçilerdir ben koca keçilerin etlerini kesinlikle yemem. Sizler erkeç eti yemek istiyorsanız eğer, şu ayın şu günü Gevles deki Hacatga naya, bizim"dutluca festivaline" gelinde buz gibi iki yaşındaki genç erkeç etleri nasıl olurumuş bir görün. Büldürcün eti gibi etleri yiyin de et nasıl oluyormuş bir görün deyince. Avukat Artemiz le birlikte ulan biz bugün burada değerli bir maden bulduk galiba diye düşünerek, onun arkasına düşmüştük. Konuşmalarında Laf lafı açmış, konu bizim, Aksekililer olarak neden faal derneklerimiz yok ki, lafına gelince sohbetin arkasından da Aksekililer olarak neden bizde festivaller yapamadık a gelince, O büyük insanın sanki ciğerine iğneler batmış gibi yeniden kükreyivermişti. Benim sinemdeki en büyük yaram da odur, eski yaralarımı deşmeyin dedi ama yine de anlatmadan duramadı. Biz kendisini ilk defa o anda tanımıştık. Ama, o bizleri yine de hiç tanımıyordu. Hayatımda yaptığım en büyük hatam bu oldu diye başladı anlatmaya. Üniversite talebesi olduğumuz yıllardaydı ben de kardeşlerim de, Rıfat Ak belen adındaki Belen köyümüzden çıkarak İstanbul’da çok büyük iş adamı olmuş bir büyüğümüzün İstanbul Beyoğlun da kendi paralarıyla satın aldığı iki apartman dairesini tefriş ederek talebe yurdu haline getirmiş olduğunu duyunca çok sevinmiştik. Bizlerin de Üniversiteyi kazanınca okumak için kafalarımız vardı. Ama, akşamlar olunca yatacak bir tane yurdumuz yoktu.         O büyük insan, yani Rıfat Ak belen, kimlerden görmüş nerelerden duymuş bilmiyoruz. Sadece o bizlere babalık yapmış, altımıza yatak, üstümüze yorgan olmuştu. Onun yoktan var ederek kurduğu bu yurda yerleşerek okuyan herkes, istikballerini kurtarıp iş güç sahibi oldular. Ama, ACI bir gün geldi, kulaklarımıza fısıldanan bir fitne, Akseki liliğimizin sonu oluverdi. Barındığımız Yurdun bir odasında beni bir kenara çekenlerinin Akseki ruhunu yok etmeye çalışan hainler olduklarını anladığım zaman çoktan, iş işten geçmişti.         Akseki köylerinde gelip te burada yatan, okuyan başarılı talebelere kendi cebinden burslar veren bu eşsiz hayırsever insanın" Mason" olduğunu masonluğunsa dinsizlik olduğunu bizlere aşılayan bu sütü bozuk hainler sonunda muratlarına erdiler. Bizlerinde dernek seçimlerinde gizlice onun aleyhinde çalışmalarımız neticesinde o güzel insanlar seçimleri de kaybettiler. Seçimin sonunda da o hayırsever çalışkan insanlar bertaraf edilip dernekten gönderildiler. Bizler o gün bu gün hep beraber yaptığımız o ihanetin cezasını çekiyoruz. Bence bu millet kendisine ekmek veren yatak veren soğukta üstüne yorgan örten insanlara ihanet ettiler. Allah ta sonunda hepimizin cezasını verdi. Bizim milletimiz ağzına ekmek sırtına gömlek verenlere ihanet ediyorsa eğer, bu dünyada asla iflah olmazlar.       Rahmetli büyüğümüzün, tekrar ruhu şad mekanı cennet olsun.     Saygılarımla, Hasan Karagül

20 Şubat 2026 Cuma

SUNUŞ YAZISI : MERHABA .....!



Degerli dostlarım, kıymetli arkadaşlarımve hemşehrilerim.....! Aksekili olmakla kendimi doguştan şanslı insanlardan sayıyorum. Ahirete intikal etmiş olan,kıymetli büyüklerimizin ,bize yaratıp emanet bıraktıkları,aksekililik markamızla, her zaman her yerde öğünüyorum , kendimi onu korumak,ona layık olmak, mecburiyetinde hissediyorum.


Çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize, bu güzelliklerimizi taşıyabilmek için,birlik,beraberlik içinde hep beraber , çalışılması gereğine inanıyorum.bu değerlerimizin korunması,bir sivil toplum mücadelesi ile mümkün olabilir Düşüncesiyle.Akseki derneklerimize üye oldum.


Çevremdeki arkadaşlarımı ve hemşehrilerimide ,üye olmaları için teşvik ettiğim malumunuzdur.


Çalışmalarımızın ,gelişmelerin,sizlere duyurulması bağlamında önceleri toros postası, daha sonrada ,akseki dergilerini çıkaran,fedakar hemşehrilerimizin gayretleri taktire şayandır.


Küllenmiş aksekililik ruhunu yeniden canlandırmakve atalarına layık olmaktan başka hiç bir beklentisi olmayan arkadaşlarımız, çok büyük engeller aşmışlardır,kendilerine minnettarım.


Külleri üfleyerek kıvılcımları tutuşturmak hevesiyle,bende yöresel hikayeler yazdım.


Konuların yöresel olmasından, hikayelerim ilgi gördü,yazmam için teşvikde edildim .


Bölgemizde meydana çıkan olumsuz gelişmelerede ,yazılarımla halkımın çocuğu sıfatımla,müdahil oldum. Aksekiye çimento fabrikası yapılmasın,aksekinin mimari yapısı bozulmasın,betonlaşma durdurulsun,kaçak ,fazla yüksekinşaata müsaade etmeyin ,göktepeden aksekiye su getiren bölge


korunsun,suyumuz önce insanımız için gerekli,göçerlere peşkeş çekilmesin diyorum.Halkıma faydalı olmak adına yazdığım yazılar, muhataplarını rahatsız edince,olumsuzlukları düzeltmek yerine,yayındaki yazılarımı korkutarak kaldırtma yoluna gitmişlerdir:

23 Kasım 2018 Cuma

ELEKTRİK NEKİ ?

                                                                       ELEKTİRİK NEKİ ?


 Konya'da çok soğuk bir kış günü, sürekli karlar yağıyor. Zalim bir poyraz esiyorki adeta zehir gibi. Memleketimizden binip çok zor kış şartlarıyla mücadele ederek otobusümüzü Konya'nın garajına park eden şöförümüz, çok derinden bir of çekerek bütün yolculara geçmiş olsun, nihayet gelebildik diyerek arabanın kontağını kapatıp inince bütün yolcular sevinerek biribirlerine geçmiş olsun dediler.
Otobüsün içinden bavullarımız almak için yere inince,yüzlerinde adetakırbaç kibi şakırdayan poyraz yüzünden pişman olup keşke yol bitmeseydide otobüsün hala içerisinde otursaydık dedik ama, artık iş işten geçmiş, yolculuğumuzda maalesef burada bitmişti.

Daha önceleri buralara yolculuk yapmış büyüklerimizin yardımlarıyla eşyalarımızı alıp yakınlardaki Yayla palas oteline sığındık.Çoğumuz daha ana ana guzuları sayılırdık. Bizlere oralarda sahip çıkanlar olmasaydı o zalim soğukta donup ölebilirdik. Hani, kim kime dum duma denirya işte öyle, herkes o kötü havada tamamen kendi canlarının telaşına düşmüşlerdi. Belki inabmazsınız ama, oradaki zor şartlarda yaşayan otel personeli canla başla herkese yardımcı oluyorlardı.Bizim gurubuda   Üçüncü kattabüyükçe bir odaya alıp gittiler.Ellerimizi koltuklarımızın altlarına sokmuş olduğumuz yerde ısınabilmek için misketler gibi zıp zıp zıplıyorduk.

Vakit henüz gece olmasada dışarıdaki puslu havanın etkisiyle odamız karanlıktı. Bizlerden daha önceleri istanbula gidip gelmiş, yol yordam görmüş olan Nazmiye ablam çocuklar şu odanın elektriğini bir yakın burası baya karanlık oldu deyince, benim zihnimde hemencecik bir şimşek çakıverdi. Odamız karanlıktı ve burasını aydınlatmak için birisi elektiği yakacaktı ama, nasıl ? Ben daha elektiriğin nereden ve nasıl yakılacağını bilemediğim için rezil olmayayım diye gurdanmadım. Bizlerden önce memlekinden çıkarak yol yordam görmüş olan,Kitirinnöön Osman abimiz, odanın duvarındaki düğmeye tık diye basarak tavandan sallanın kalın bir ipin ucundaki ışığı yakıverdi. Allah dedim, dedmekki insanların duvardaki bir düğmeye tık diye basıyorsun oda bir anda ıldır ışık oluveriyor diyerek anlattıkları muhteşem olay buyumuş diye düşünüp, nihayet elektiriğide yakından görebildim diye çok sevindim.

Otelin çalışanlarından birisi, kcağında getirdiği odunları sobamıza yerleştirdikten sonra kiritiniz varmı dedi ama, yok cevabını alıncada aşağıdan kibrit almak için odadan çıkıp gitti. Bizim gurubun içerisindekilerin hepsi benden büyüklerdi. Osman abi, sofunnööön Nazmiye abla, kardeşi Ömer abi, Kitirinnööön  Mehmet abim, birde ben. Haaa, birde aşagı çarşıda dükkanı olan Raşit abinin anası vardı. Teyzeyi araba çok tutumuştu, yol boyunca kutuğu içinde helak olmuştu. Devamli olarak öğürüyor, ben öleceğim bana bir derman buluverin diyerek sızlanıyordu. Benim ise gözüm elektrik düğmesinen başka hiç bir şeyi gözüm görmüyordu. Fırsat buldukça odanın dışına çıkyor koridorun duvarındaki elektirik düğmesini açıp kapatıyor, birisinin geldiğini görünce hemen odamıza giriyordum.

Odamızdakilerin bir gaflet anlarındanda yararlanarak bizim duvardaki düğmeyide bir çevirdimki ortalık zifir zindana kesivermişti.Ebemi yattığı yerden bir den küreyiverdi. Çocuk yeter gayrı senin bu yaramazlıkların, aç ışığı çabuk banada bir şişe su ver. Işığı açıp, sobanın önünde duran şişeyi ebeye .verdim.Avucundaki ilacını ağzına atıp şişeyide kafasına dikince büyük bir gürültüyle öğürmeye başladı. ÖÖGGG ÖÖGGG, Öldüm anam gittim anam. Yahu çocuk, Allah,seni nasıl biliyorsa öyle yapsın. Zaten göönüm dönüyordu birde bana su şişesi diye gaz yağı şişesinimierdin. Yapmış olduğum bu büyük hatama kızan yol arkadaşlarımda bana kızarak bakmayabaşlamışlardı. Bende bu ortamda bir köşeye sinip oturup kalakalmıştım. H.K.

ELEKTİRİK NEKİ ?

21 Kasım 2018 Çarşamba

YENİDEN MERHABA DERKEN

Çok uzun bir aradan sonra, sizlere yeniden merhaba diyerek, kafamın içerisinde depoladığım, ve çok önemli sandığım baazı yaşanmışlıklarımı sizlerede anlatmaya karar verdim. Yaşayan bütün insanlarda olduğu gibi, benimde karşıma ilginç meseleler çıkıyor. Bu meselelerin neresinden veya hutta ilk önce hangi hikayemi anlatarak bu günkü yazı işine başlasam diye düşünüyorum ama, hiçte kolay olmuyor.

 Benim, daha önceki yıllarda bu sütunlarda yazmış olduğum eleştiri yazılarımı okuyanlar az birazcık hayal kırıklığına uğrayacaklar ama,varsın olsun,belkide hiç yoktan daha iyi olacaktır diye düşündüm. Bu yazılarımda çok mecbur kalmazsam, milletin önemli kişileriyle çatışmalar yapmak istemiyorum. Pekiii amca, o zaman sen bundan sonra nelerle ilgili olan yazılar yazacaksın diye soracak olursanız ? Onu şimdiden bende bilemiyorum. Ama, şu kadarını söylemek isterimki, konusunu yapmak istediğim Yöremizin köylü amcalarında gördüğüm asaleti ve misafir perverliklerini sizlere anlatmak olacaktır. H.K.

6 Haziran 2010 Pazar

VEKİLLERİN İHANETİ







DAHA BÜYÜK GÖRÜNÜM İÇİN GÖRÜNTÜLEMEK İSTEDİĞİNİZ SAYFANIN ÜZERİNE TIKLAYINIZ !!!
AÇILAN SAYFADA DA SAYFANIN ALTINDAKİ SARI AMBLEME TIKLAYINIZ !!!!!