23 Kasım 2018 Cuma

ELEKTRİK NEKİ ?

                                                                       ELEKTİRİK NEKİ ?


 Konya'da çok soğuk bir kış günü, sürekli karlar yağıyor. Zalim bir poyraz esiyorki adeta zehir gibi. Memleketimizden binip çok zor kış şartlarıyla mücadele ederek otobusümüzü Konya'nın garajına park eden şöförümüz, çok derinden bir of çekerek bütün yolculara geçmiş olsun, nihayet gelebildik diyerek arabanın kontağını kapatıp inince bütün yolcular sevinerek biribirlerine geçmiş olsun dediler.
Otobüsün içinden bavullarımız almak için yere inince,yüzlerinde adetakırbaç kibi şakırdayan poyraz yüzünden pişman olup keşke yol bitmeseydide otobüsün hala içerisinde otursaydık dedik ama, artık iş işten geçmiş, yolculuğumuzda maalesef burada bitmişti.

Daha önceleri buralara yolculuk yapmış büyüklerimizin yardımlarıyla eşyalarımızı alıp yakınlardaki Yayla palas oteline sığındık.Çoğumuz daha ana ana guzuları sayılırdık. Bizlere oralarda sahip çıkanlar olmasaydı o zalim soğukta donup ölebilirdik. Hani, kim kime dum duma denirya işte öyle, herkes o kötü havada tamamen kendi canlarının telaşına düşmüşlerdi. Belki inabmazsınız ama, oradaki zor şartlarda yaşayan otel personeli canla başla herkese yardımcı oluyorlardı.Bizim gurubuda   Üçüncü kattabüyükçe bir odaya alıp gittiler.Ellerimizi koltuklarımızın altlarına sokmuş olduğumuz yerde ısınabilmek için misketler gibi zıp zıp zıplıyorduk.

Vakit henüz gece olmasada dışarıdaki puslu havanın etkisiyle odamız karanlıktı. Bizlerden daha önceleri istanbula gidip gelmiş, yol yordam görmüş olan Nazmiye ablam çocuklar şu odanın elektriğini bir yakın burası baya karanlık oldu deyince, benim zihnimde hemencecik bir şimşek çakıverdi. Odamız karanlıktı ve burasını aydınlatmak için birisi elektiği yakacaktı ama, nasıl ? Ben daha elektiriğin nereden ve nasıl yakılacağını bilemediğim için rezil olmayayım diye gurdanmadım. Bizlerden önce memlekinden çıkarak yol yordam görmüş olan,Kitirinnöön Osman abimiz, odanın duvarındaki düğmeye tık diye basarak tavandan sallanın kalın bir ipin ucundaki ışığı yakıverdi. Allah dedim, dedmekki insanların duvardaki bir düğmeye tık diye basıyorsun oda bir anda ıldır ışık oluveriyor diyerek anlattıkları muhteşem olay buyumuş diye düşünüp, nihayet elektiriğide yakından görebildim diye çok sevindim.

Otelin çalışanlarından birisi, kcağında getirdiği odunları sobamıza yerleştirdikten sonra kiritiniz varmı dedi ama, yok cevabını alıncada aşağıdan kibrit almak için odadan çıkıp gitti. Bizim gurubun içerisindekilerin hepsi benden büyüklerdi. Osman abi, sofunnööön Nazmiye abla, kardeşi Ömer abi, Kitirinnööön  Mehmet abim, birde ben. Haaa, birde aşagı çarşıda dükkanı olan Raşit abinin anası vardı. Teyzeyi araba çok tutumuştu, yol boyunca kutuğu içinde helak olmuştu. Devamli olarak öğürüyor, ben öleceğim bana bir derman buluverin diyerek sızlanıyordu. Benim ise gözüm elektrik düğmesinen başka hiç bir şeyi gözüm görmüyordu. Fırsat buldukça odanın dışına çıkyor koridorun duvarındaki elektirik düğmesini açıp kapatıyor, birisinin geldiğini görünce hemen odamıza giriyordum.

Odamızdakilerin bir gaflet anlarındanda yararlanarak bizim duvardaki düğmeyide bir çevirdimki ortalık zifir zindana kesivermişti.Ebemi yattığı yerden bir den küreyiverdi. Çocuk yeter gayrı senin bu yaramazlıkların, aç ışığı çabuk banada bir şişe su ver. Işığı açıp, sobanın önünde duran şişeyi ebeye .verdim.Avucundaki ilacını ağzına atıp şişeyide kafasına dikince büyük bir gürültüyle öğürmeye başladı. ÖÖGGG ÖÖGGG, Öldüm anam gittim anam. Yahu çocuk, Allah,seni nasıl biliyorsa öyle yapsın. Zaten göönüm dönüyordu birde bana su şişesi diye gaz yağı şişesinimierdin. Yapmış olduğum bu büyük hatama kızan yol arkadaşlarımda bana kızarak bakmayabaşlamışlardı. Bende bu ortamda bir köşeye sinip oturup kalakalmıştım. H.K.

ELEKTİRİK NEKİ ?

21 Kasım 2018 Çarşamba

YENİDEN MERHABA DERKEN

Çok uzun bir aradan sonra, sizlere yeniden merhaba diyerek, kafamın içerisinde depoladığım, ve çok önemli sandığım baazı yaşanmışlıklarımı sizlerede anlatmaya karar verdim. Yaşayan bütün insanlarda olduğu gibi, benimde karşıma ilginç meseleler çıkıyor. Bu meselelerin neresinden veya hutta ilk önce hangi hikayemi anlatarak bu günkü yazı işine başlasam diye düşünüyorum ama, hiçte kolay olmuyor.

 Benim, daha önceki yıllarda bu sütunlarda yazmış olduğum eleştiri yazılarımı okuyanlar az birazcık hayal kırıklığına uğrayacaklar ama,varsın olsun,belkide hiç yoktan daha iyi olacaktır diye düşündüm. Bu yazılarımda çok mecbur kalmazsam, milletin önemli kişileriyle çatışmalar yapmak istemiyorum. Pekiii amca, o zaman sen bundan sonra nelerle ilgili olan yazılar yazacaksın diye soracak olursanız ? Onu şimdiden bende bilemiyorum. Ama, şu kadarını söylemek isterimki, konusunu yapmak istediğim Yöremizin köylü amcalarında gördüğüm asaleti ve misafir perverliklerini sizlere anlatmak olacaktır. H.K.