Hasan KARAGÜL
İstanbul
15/06/2008
MERHABA,
Değerli dostlarım, kıymetli arkadaşlarım ve hemşehrilerim.....! Aksekili olmakla kendimi doğuştan şanslı insanlardan sayıyorum.
Ahirete intikal etmiş olan kıymetli büyüklerimizin, bize yaratıp emanet bıraktıkları AKSEKİ’lilik markamızla, her zaman her yerde öğünüyorum.
Kendimi onu korumak, ona layık olmak mecburiyetinde hissediyorum.
Çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize bu güzelliklerimizi taşıyabilmek için birlik, beraberlik içinde çalışılması gereğine inanıyorum.
Bu değerlerimizin korunması, ancak bir sivil toplum mücadelesi ile mümkün olabilir düşüncesiyle Akseki Derneklerimize üye oldum.
Derneklerimizin güçlenmesi, geçmişte derneklerimize üye yapılmadıklarından dolayı topluluğumuzdan kopan hemşehrilerimizin yeniden kazanılması için çevremdeki arkadaşlarımı ve hemşehrilerimi de üye olmaları için teşvik ettiğim malumunuzdur.
Çalışmalarımızın ve bu yoldaki gelişmelerin sizlere duyurulması bağlamında önceleri yöresel Toros Postası, daha sonra da Akseki dergilerini çıkaran ve dergilerin yayın hayatını reklamlarıyla destekleyen bazı fedakar hemşehrilerimizin gayretleri de her türlü takdire şayandır.
Küllenmiş Aksekililik ruhunu yeniden canlandırmak ve atalarına layık olmaktan başka hiç bir beklentisi olmayan arkadaşlarımız çok büyük engeller aşmışlardır. Kendilerine özverili katkılarından dolayı minnettarım.
Hele yeni oluşumu tesis eden bu yeni jenerasyodaki arkadaşlarımızın, derneklere hakim olan eski idare-i maslahatçılarla yaptıkları mücadele çok çetin geçmiştir.
40 yıldır derneklerimizi halkımıza kapatan, kendilerini bu yolda fazla bir icraat yapmamakta haklı gören başkanlar, vekiller ve mevcut kaynakların tevzii ile görevlendirdikleri onların yandaşları, yeni oluşumun Akseki Festivali yapılması fikrine de şiddetle karşı çıkmışlardır.
Eski dernek idarecilerine rağmen İstanbul’daki yeni oluşum, kendi aralarında özveriyle organize olmuş dernek idarecilerinin engellerini de aşarak, Akseki Yaz Festivali adı altında birinci festivali yapmıştır.
Tabandan gelen bu başkaldırı karşısında daha fazla dayanamayacagını anlayan hakim güçler daha önceleri reddettikleri dernek üyeliklerimizi de kabul etmek zorunda kalmışlardır.
Neticede derneklerimize girdik, üye olduk. Keşke girmez olaydım!
Derneklerimizi karşıdan gördük ki bir yeşil türbe, içine girdik ki estağfurullah!
Derneklerde demokrasiden eser yok, ağalar kapalı kapılar arkasında kararları
yazdırıyor.
Onlara biat etmiş olan üyeler de kendi gıyaplarında müzakeresiz de olsa alınan kararların altını imzalıyorlar, onlara karşı çıkanlarsa edepsiz oluyorlar. Niye aldınız bunları derneğe deniyor?
Derneklerde gelir getirici hiç bir çalışma yapılmıyor.
Sadece derneklere atalardan kalan kira gelirlerini, dernekleri yönetenler kendilerine yakın insanların önerileri doğrultusunda dağıtıyorlar, tevzi memurluğu yapıyorlar.
“Kendi cebimizden veriyoruz, biz kendi paramızla yapıyoruz.” şeklindeki söylemler tamamen asılsız. Hiç kimse derneklere beş kuruş para vermiyor, zaten vermeye de mecbur değiller.
Geçmişten gelen aldatıcı sözlerden başka hiç bir icraat yok. Yörük sırtından kurban kesiyorlar vesselam.
Korkarım 4. AKSEKİ Yaz Festivali ana sözleşmesinde, 3 gün olarak programlanmış olmasına rağmen, sizin için kafalarını yorup 3 günlük program mı yapıverecekler çok beklersiniz.
Hallaçlar eğirip mutaflar dokuyuverecek. Şimdiden festivalin 1 güne indirildiğini duydum.Kimler ne zaman müzakere etti de, bu kararı hangi gerekçe ile aldılar?
Ben size söyleyeyim ağanın birisi buyurmuştur, bu buyruk da emir olmuştur. Yazık!
Korkarım bu son festivalimiz olmaz, zira festivali sizin paranızla size bir lütuf olarak yapıveriyorlar.
Derneklerinize üye olarak sahip çıkmazsanız sonunda olacağı budur işte.
Derneklerinize üye olarak haklarınıza sahip çıkın. El, elin kaybolan eşeğini türkü söyleyerek ararmış.
Alakasızlıktan söndürülmüş olan kutsal AKSEKİ’lilik ateşinin küllerini üfleyerek kıvılcımlarımızı yeniden tutuşturmak hevesiyle istekler üzerine ben de dergilerimizde yöresel hikayeler yazdım.
Konuların yöresel olmasından, hikayelerim ilgi gördü, yazmam için teşvik de edildim.
Bu arada bölgemizde meydana çıkan olumsuz gelişmelere de yazılarımla halkımın
bir çocuğu olmak sıfatımla müdahil oldum.
Yazılarımda değindiğim bazı konular şunlardır: Akseki Belediyesi’nde yapılan yolsuzluk, Akseki’ye çimento fabrikası yapılmaması için gösterilen mücadele, Akseki’nin mimari yapısının bozulmaması için yapılması gerekenler, Akseki’deki betonlaşmanın durdurulması konusu; kaçak katlara, fazla yüksek inşaata müsaade edilmemesi gerekliliği, eski düğmeli evlerin korunması konusu, Göktepe’den Akseki’ye su getiren bölgenin korunması gerekliliği ve HASTALIK kaynağı olmaması için önlem alınması konusu. (Suyumuz önce insanımız için gerekli, sularımız göçerlere peşkeş çekilmesin diyorum.)
Halkıma faydalı olmak adına yazdığım yazılar muhataplarını rahatsız edince, muhataplar olumsuzlukları düzeltmek yerine yayındaki yazılarımı YAYINLAYICILARI tehditle korkutarak YAYINDAN kaldırtma yoluna gitmişlerdir.
Kötüler ve kötülükler karşısında susup oturmak, kötülerin huzurunda el bağlamak,
acizlenmek, tehditlerinden korkarak merhamet dilenmek bize yakışmaz.
Kötülükler karşısında susan dilsiz şeytandır.
Daha rallinin başında patlayan kabak lastiklere bakıp, çıktığımız yoldan dönenler
dönsün, ben dönmüyorum sözümden.
Netice-i kelam sesimizi size duyurabilmek, sizinle karşılıklı yazışarak doğru bildiğimiz konularda güç birligi oluşturabilmek ümidi ile http://hasankaragul.blogspot.com adlı siteyi kullanımımıza açtık.
Şayet samimiyetimize inanırsanız ilginizi, katkılarınızı ve eleştirilerinizi gönderiniz.
Varlığımız sizi rahatsız ediyorsa bir tuşa basarak ekranınızdan bizi silin lütfen.
Saygılarımla
Hasan KARAGÜL
İletişim adresi: hasankaragul@gmail.com
Bundan sonraki yazılarımı takip etmek için web adresi: http://hasankaragul.blogspot.com/
Düşmesin bizimle yola: evinde ağlayanların göz yaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar! Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!
Nazım Hikmet Ran