22 Haziran 2008 Pazar

GÖKTEPE'DE SUYUMUZU ÖNCE DAVARLAR İÇİYOR



SAYIN AKSEKİ KAYMAKAMLIK MAKAMINA

SUSUZLUĞUMUZUN KRONOLOJİSİ

Akseki ilçesinin en yüksek idari mevkisindeki mülki amirimiz olmanız sıfatıyla Kaymakamımız Sayın Mustafa Kılıç’a ARZ OLUNUR .....!

Sayın Kaymakam’ım; Akseki ilçemize yakın bir tarihte atanmış olmanıza rağmen gördüğünüz gibi ilçemizin bir numaralı sorununun yeterli su kaynaklarına sahip olamaması nedeniyle yaşadıgı su sıkıntısıtısıdır. Çok eski yıllarda Aksekinin güzle tabir edilen mevkisinden gelen içme ve kullanma suyuna Çimi Köyümüzden gelen Biladin Suyu da eklenerek, kış ve bahar aylarında ilçemizde mevcut sayısı 90 cıvarında ki tarihi sarnıç ve kuyularda depolanır yaz aylarında bu sular azami derecede tasarruflu kullanılarak hayat idame ettirilirdi. Ülkemizde yaşanan 1980 ihtilalinden hemen sonra illçemize atanan sizin gibi genç, dinamik, çok azimli bir kaymakam olan halkımızın cesur ve.kararlı olmasından dolayı kendisini 4. Murat olarak andığı Sayın Eski Kaymakamımız Bekir Sıtkı Hanlıoğlu’nun başlattığı Göktepe Suyunun ilçeye getirilmesi ile bu makus talihin yenilmesi çalışmasına Akseki’nin yetiştirdiği çok değerli merhum işadamlarımız, ilçemizin yetiştirdiği eski milletvekillerimiz, yüksek bürokratlarımız Aksekili olan zamanın İç İşleri Bakanlıgı Müsteşarı ve Danışma Meclisi Üyesi Emekli Paşamız Merhum Ahmet Fehmi Kuzuoğlu’nun da desteklerini sağlayarak ilçemize yeni bir hayat kaynagı olan Göktepe Suyu getirilmiştir. Suyun Akseki’mize gelmesiyle iki şey ters orantılı gelişmiş kooperatifçiler müteahhitler ve belediyemiz el ele vererek hızlı bir yapılaşma başlatmış, Tarihi Akseki mimarisini katleden betonlaşma ile blok apartmalarda yüzlerce daire yapılmış fakat bu dairelerde yaşayacak yeni nüfus için gerekli olan su depolarının yapılması ihmal edilmiştir. Nüfus çoğalmış ihtiyaç artmış su açığı büyümüştür.

Halbuki bu apartmanlar daha yapılma aşamasında iken belediyemiz tarafından müteahhitlerimize su depolama sarnıçları yaptırılmalıydı kışta ve baharda suların coşması ile vaktinde bakımları yapılan kuyular sarnıçlar ve mevcut olan bütün depolar su bol iken doldurulmalı yazın susuz kalınmamalıydı.

Fakat Akseki’mizde bunun tam tersi olmuş “Göktepe Suyu”nun ilçemize gelmesiyle yerel yönetimde bir mirasyedi rahatlığı meydana gelmiş yüzyıllardır atalarımızdan bizlere miras kalan yaşamımız için büyük nimet olan kuyu ve sarnıçlarımız ihmal edildiği için bakımsız kalmış tamir edilmek yerine en kolay yol seçilmiş, kuyular taşla doldurularak iptal edilmiş bazıları da belediye tarafından lağım deposuna dönüştürülerek katledilmiştir.Geçen bu 25 yıllık süreçte ilerde susuz kalmamak adına hiç bir çaba gösterilmemiş zaten kısıtlı olan maddi imkanlar ve işçi gücü de israf edilmiştir. Sizin anlayacağınız oğlan yemiş oyuna gitmiş çoban yemiş koyuna gitmiş bu duyarsızlıkla bu günlere gelinmiş. Halbuki 25 yıllık inşaat furyasında kooperatif evleri, üniversite lojmanları, öğretim binaları, hastahane ve bir dolu inşaat yaptırılan müteahhitlerden ilçe adına arsası belediye tarafından bedava verilmek kaydı ile kumluk ve “Boğaz Mahallesi”ndeki yaka olarak anılan mevkilerde su depoları yapmaları istenebilirdi. Yanyana yapılacak paralel depolara bahar aylarında bol gelen sular depolanabilirdi. Bu depoları yapıp belediyeye bağışlayan müteahhitlerde geleceklerine yatırım yapmış olur, su sorunu olmayan ilçede işşizlik olmaz müteahhitlerinde işleri daha iyi olurdu. Su olmayınca insanlarımız çaresiz kalmış, ilçede küçülerek kendi kabuğuna çekilmiştir.

Belediye başkanının bu olaylar karşısındaki duyarsız tutumları, gurbetteki hemşehrilerinin yaptığı düğün, dernek ve kongrelere katılmaması Aksekili hayırsever iş adamlarımız tarafından yapılarak belediyeye mal edilen hastahane ve yurt binaları ile bağışlanan dükkanlara belediye başkanının gelip belediye adına sahip çıkmaması sebebi ile bu mülklerin çok ucuza kiralanması, mülklerin belediyece değerlendirilmemesi, Akseki Belediye Muhasebecisince yapılan suistimaller sonucunda hapse giren bu şahsın kurtarılması için Aksekispor’un satılmak istenildiği haberleri ilçe dışında yaşayan hemşehrilerimizi de ilçemizden soğutmuştur.

Bu arada insanları bir araya getirmekte en büyük faktör olan spor dalında ilçemizde çok iyi bir gelişme olmuş Akseki ilçemizin yetiştirdigi en büyük aydınlarımızdan birisi olan Sayın İbrahim Ekmekçi hocamız ve bir avuç Akseki sevdalısı arkadaşının kurup büyük özveri ile yaşatarak 1955 senelerinden bu günlere taşıdıkları Aksekispor, Akseki dışındaki işadamlarımız ile Aksekinin yöresindeki çalışkan futbol sevdalısı hemşehrilerimizin maddi, manevi gayretlerini de birleştirerek çalışmaları sonucunda AKSEKİSPOR futbol takımı Türkiye Profesyonel 3. Liginde oynama hakkını elde etmiştir .

Spordaki bu sıçrayış Türkiye genelindeki Aksekilileri çok gururlandırmış, bu bağlamda spor kulübümüze destek sağlama çalışmaları İstanbul’daki bir grup Aksekili tarafından sahiplenilmiştir. Aksekispor’a faydalı olmak için girişilen bu gayretlerin sonucunda 50 yıldır hiç kimsenin aklına gelmeyen ya da kimsenin cesaret edemediği Akseki’de bir festival yaparak bu vesile ile gurbetteki hemşehrilerimizi hiç değilse belirli kısa bir zaman içinde olsa Aksekide toplayarak gelişmemiz için gerekli olan birleştirici fikirlerin ortaya çıkarılması için paneller tertiplemek ve Aksekililiğin önündeki gelişmeyi, birleşmeyi tıkayan engelleri kaldırmayı planlayarak daha organize çalışılması fikri gelişmiştir. Sağlanan bu dayanışmayla 3 yıl üst üste başarılı festivaller yapılması ve bu festivaller sonunda kendimize güvenimizin gelmesi ile çevremizden büyük ses getirmiş olduk .

Sayın Kaymakam’ım; bu yıl 4. cüsü yapılacak olan Geleneksel Akseki yaz festivalinde sizler, Akseki’deki ve gurbetteki Akseki sevdalısı hemşehrilerimiz hep beraber kucaklaşıp coşacağız. Fakat bu vesile ile size bir üzüntümü hatta bir utancımı ifade etmek isterim. Yapılan Akseki festivallerindeki tek üzüntümüz ve utancımız Aksekinin susuzluğu oldu. Hele festivallerin başarılı olduğunu duyan gurbetçilerimizin ilgisi katlanınca Akseki’mize festival için sevinçle aileleri ile birlikte gelen bir çok insanımız susuzluk nedeni ile hüsrana uğradı. Yeterli temizliği sağlayamadıkları için pis ortamlarda oluşan rota virüsü mikrobu kapan genellikle bayan ve çocuklar salgın hastalık nedeni ile yogun serum tedavisi gördüler. Susuzluktan kaynaklanan bu salgın hastalık bir çok insanın çoçuğunu uçakla büyük şehirlere “Acil” tedaviye götürmelerine sebep oldu. Bu çok üzüntü veren durum karşısında festivali tertipleyen Akseki Eğitim Hayratı Yapanlar ve Yaşatanlar Derneği üyeleri ve bir Aksekili olarak bizler bu kötü durumdan vazife çıkardık. İlçemizin hayat kaynağı olan Göktepe’ye giderek su yolunu ve su kaynaklarını inceledik. “Göktepe Suyu”nun eski yıllarda ilçemize bol bol yettiği halde şimdi ilçemiz bu nimetten neden yeterince yararlanamıyor neden kerbela oldu bu güzel ilçemiz diye düşündük. Mahallinde yaşayanlardan susuzluğun sebeplerini soruşturduk. Göktepe’deki su tevzi maslaklarının sahipsiz bakımsız ve tahrip edilmiş olduğunu, maslaklara herkesin girip çıktığını bu nedenle çok pis ve bakımsız olduğunu hayretle müşahede ettik. Video çekimleri ve fotoğraf çekimleri yaparak kaynak topladık. Ağızları tamamen açık ve korunaksız olan maslaklara biz de indik, maslaklardaki su akışının çok bol ve yeterli olduğunu ispat için video kaydı yaptık. Maslak içlerinin iğrenç ötesi çok pis ve hastalık yuvası olduğunu, bazı maslaklarda pis çamaşır atıklarını ve insan dışkılarını, içeride banyo yapıldığı izlenimi veren yakılan ateş kalıntılarını gördük . Su kaynağının ve maslakların etrafında sürülerini otlatan göçerlerle konuştuk. Maslakların ağızlarının hep açık ve korumasız olduğunu su yolunda hiç bir bekçi olmadığı için buraları kendilerinin koruduğunu kendileri olmasa her isteyenin elini kolunu sallayarak geldiği bu hayat kaynağı su yolu için her türlü sabotaja da açıktır dediler. Göçerlerimiz her türlü su ihtiyaçlarını bu ağızları tamamen açık maslaklardan aldıkları sularla karşılamakta, yıkanmanın, çamaşırlarını yıkamanın yanında maslakların başına toplanan davarlarını da buralardan rahatça sulamaktalar. Ayrıca göçerlerin takması imkansız görülen yerin altındaki su tevzi vanalarına hortumlar monte edilmiş, bu uzun hortumlarla yeryüzüne çıkarılan sular leğenlere, bidonlara doldurulmakla davarlar sulanıyor işleri bitince de yere bırakılan hortumlar akmaya devam ediyor. Maksat, yakınlardaki koyakları su ile doldurmak, göletler oluşturarak depolamak.

Sayın Kaymakam’ım; siz sakın üzülmeyin göçerlerimizin ve davarlarının hiç su sıkıntısı yok çünkü suyun kaynağında onlar var. Onlar suyu kaynağında daha temiz iken davarları ile birlikte kana kana içiyorlar, kullanıp kirletiyorlar. Geri kalan su her maslakta bir başka sürünün ve sahiplerinin kullanması sırasında sular azalarak kirlenme katlanarak Akseki’ye doğru yoluna devam ediyor. Suyun bir kısmı da bakımsız su borularından patlayan contalardan boşa aka aka ne kadarı kaldı ise o kadar su da Akseki’lilerin Allah tarafından gönderilen nasibi mi oluyor acaba?

H.K.: Göçerlere soruyoruz siz buraya nasıl geliyorsunuz?
Göçerler: Elimizi kolumuzu sallaya sallaya geliyoruz.
H.K.: Peki size engel olan bir merci yok mu? Hemşehrim sizin çıktığınız Göktepe Yaylasındaki su yolunu tahrip etmenizden dolayı Akseki halkı susuz kalıyor, bizim için önce insan önemli. Bu davarcılığı bırakın davarsız olmaya razıyız ama insansız olamayız, bizim insanımız sizin davarınızdan daha kıymetli diyen bir mercimiz yok mu?
Göçerler: Beyim, biz müsadeli çıkıyoruz buraya çıkarken de Belediyeye sürü başına her bir sürü için 400 YTL para ödüyoruz. Burada 10 sürü var.
H.K.: Herbir sürü de ortalama 1000 davar varmış hayret ettik. On sürüden toplam 4000 YTL para alacaksın, Göktepe Suyolunu 10.000 davara ve göçerlere teslim edeceksin, olacak şey değil! Bu kadar para için mi Akseki insanı susuz bırakılıyor?
Göçerler: Beyim, bizim burada ürettiğimiz peyniri, balı yetkililer çok beğeniyor. Yediğimizden arta kalan mahsullerimizi Akseki pazarında satarak geçinip gidiyoruz, bir sıkıntımız yok. Şükür biz onlardan razıyız onlar da bizden razı.

Hayır, Sayın Kaymakam’ım gurbetteki Akseki’liler olarak biz bu rezalete razı değiliz. Akseki’de yaşayan sade vatandaşımız da razı değil aciz bırakılmış, sinmiş çaresiz susup katlanıyor. Gurbette yaşayan Akseki’liler olarak bizlerin bu su rezaletine daha fazla tahammülümüz kalmamıştır. Daha fazla utanmamamız için yetkililerin göçerlerden aldıgı bu otlakiye parasını gurbetteki bizler verelim sizler de göçerleri Göktepe Suyoluna çıkarmayın. Göktepe’den gelen suyu ilçede su saati taktırmadan kullanan imtiyazlı insanların dışında kalan abonelerden belediyemiz sanırım su parası almaktadır. O halde su yollarının ve su tevzi maslaklarının bakım ve tamiri de belediyenin bakım sorumluluğunda olmalıdır. Zira bakımı yapılmış, su kayıpları tamir edilmiş, belediyece koruma ve kontrol yapacak belediye elamanlarının çalışması ile sistemden daha çok su alacak olan belediye daha çok su satabilecek aynı zamanda da asli görevinide yapmış olacaktır .Bu önerilerimizin hayata geçirilmesi sonucunda yüzler gülecek göçerlerce boşa akıtılan ve davarlarına içirtilen suyun layık görülerek tertemiz kendilerine sunulduğunu gören bütün Akseki’liler mutluluktan uçacak, sonsuza kadar sizlere duacı olacaktır. Sizi de kendisine sahip olan unutulmazlar arasına katacaktır....! Akseki ilçemizin Göktepe su kaynaklarında ve su yolunda yaptığımız incelemeler ve hesaplamalar sonucunda gördük ki saygı ile sahiplenilirse Akseki’nin su sorunu olmamalıdır. Yeter ki sorumlular görevlerini hakkıyla yapsın. Belediye yetkililerinin açıkladığına göre en kurak mevsim ve aylarda bile Akseki merkezindeki nihai tevzi deposuna saniyede 5 litre su gelmektedir. Üstelik Çimi’den gelen 3 litrelik Biladin Suyu bu hesaba dahil değildir. Sırf Göktepe Suyu, bu hesaba göre 5 litre / saniye x 24 saat = 432,000 – litre suyu 3000 kişiye bölelim. Yatalak ihtiyarlarımız, biberonlu bebeklerimiz de dahil herkese günde 140 litre su düşmektedir ki bu miktar günlük su kullanımı AB standartlarına eş değerdir. Bir de bahar aylarında gelen suyun 5 litre saniyeden 10 litreye, 15 litreye hatta 20 litreye çıkması mümkündür ki bu suya sahip olunsa Akseki’de göletlerimiz olabilir. Pekala Akseki’de su yoksa bu sular nerelere akmaktadır. Acilen araştırılması gerekmez mi?

Son söz olarak Göktepe’deki su tevzi maslaklarının acilen tamiratları yapılarak demir kapakları yeniden takılmalı, maslak içleri temizlenip boyanarak dezenfekte edilmeli, hastalık kaynağı olmaktan kurtarılmalı, kilit altına alınmalıdır.Göçerlerimize de makamınızca son kez kesin bir dille artık Göktepe su yolunun herkese kapatıldığı anlatılırsa belediyenin su yolunu korumak için görevlendireceği bekçilerin titiz gözetimleriyle de amacımıza ulaşabiliriz.

Bu konunun çözümü için gerekli çalışmayı acilen başlatacağınızı ümit ve heyecanla beklerken en derin saygılarımı sunarım .

HASAN KARAGÜL

Kartaltepe Mahallesi Pancarlı Sokak Orkide Apt No 16 -4
Bakırköy- İstanbul
Tel -0212 5704638
Gsm -05372771797
E-mail: Hasankaragul@gmail.com

EKLER :
1. GÖKTEPEDE ÇEKİLEN VİDEO GÖRÜNTÜLERİ
2. SU YOLUNDA ÇEKİLEN KAYNAK FOTOGRAFLAR

SAYIN ANTALYA VALİLİK MAKAMINA.......!

Sayın Antalya Valisi Alaattin Yüksel’e arz olunur....!

Sayın Valim, bugünlerde ulusal medyadan çok üzülerek takip ettiğimiz Aksaray ilimizin başına gelen salgın hastalık felaketinin bir benzeri de geçen yıl Akseki ilçemizde yaşanmıştır. Susuzluktan veya mevcut su kaynaklarının bakımının ve korunmasının belediyece layıkıyla yapılmamasının yarattığı kötü tablo Akseki kaymakamlığımıza da sunduğumuz belgeler, resimler ve dvd video görüntüleri bu yazımızın ekinde bir kere de yüce makamınızın tetkikine sunulmaktadır.

İletilerimizin incelenmesi sonucunda görüleceği gibi su kaynağımızın bakımsız ve korumasız olmasından dolayı Aksaray ilimizde halkımızın başına gelen felaketin benzeri her an Akseki ilçemizin de başına gelmesi mukadder görünmektedir. Akseki halkının hayvanlardan arta kalan suyu içmeye mahkum edilmesi bir insanlık ayıbıdır. Turizmde ve gelişmişlikte bir dünya starı olmasıyla her zaman öğündüğümüz Antalya ilimizin en eski ilçesinde 20. yüz yılda Aksekililere sizde bu durumu reva görmeyin lütfen.......!

İş işten geçip çok geç olmadan bu müracaatımın acilen incelenmesini ve bu incelemenin sonucunda gerekli tedbirlerin bir an önce alınması emrini yetkililerinize vereceğinizi ümit eder en derin saygılarımı sunarım.

Saygılarımla
Hasan KARAGÜL

EKLER :

1. Akseki kaymakamlık makamına müracaatımda sunduğum Göktepe su sorunumuzu özetleyen tesbit ve yazılarım

2. Akseki Göktepe yaylasındaki su yolunda çekilen, problemleri gösteren resimler ve video görüntüleri

3. Su tevzi maslaklarında göçerlerin davar sulamaya elverişli hale getirmek için yaptıkları tahribatların ve kirlenmeyi gösteren çekimlerin görüntüleri

4. Ulusal basında çıkan Aksaray ilimizin başına gelen salgın hastalık haberlerini işleyen gazete küpürleri

5. Akseki ilçemizin su sorunuyla ilgili yerel ve ulusal basınımıza sunduğumuz basın bültenimiz

AKSEKİDE SALGIN HASTALIK KORKUSU

Aksaray ilimizin başına gelen salgın hastalık Akseki ilçemizin başına gelmesin.....!
Akseki’mizin mevcut su sorununun yerel yönetimin Göktepe su kaynaklarımızı küçük menfaatlar veya görevlerini ihmal ederek layıkıyla çalışmayan yöneticilerini denetlemeyen Akseki belediye başkanının pasif ve alakasız tutumundan kaynaklandığı bilinmektedir. Yazın gelmesi ile geçen senelerde olduğu gibi susuzluğun sebep olduğu salğın hastalıkların tekrar başlamaması için tedbir alınması düşüncesiyle Akseki kaymakamlık makamına sunduğum yazılar ve resimler ektedir. Aksekiliyim diyen herkesin bu kötü gidişe duyarsız kalmayıp ses getirmesini bekliyorum ......!

Saygılarımla
Hasan KARAGÜL


NOT : Aşağıda sunduğum yazıları ve resimleri 29-04-2008 tarihli yazımla Akseki kaymakamlık makamına sunmuş olmama rağmen henüz müspet bir yanıt alamadım. Durumumuzun aciliyetinin, beklemeye tahammülü olmaması nedeni ile bu defa aynı belgeleri Antalya valimiz Sayın Alaattin Yüksel’e Antalya valilik makamına da sunmak zorunda kaldım. Ağlamayan çocuğa meme vermezler düşüncesiyle bu hayati sorunumuz çözülünceye kadar derdimizi sırasıyla ilgili bakanlıklara, başbakanlık makamına, en nihayette cumhurbaşkanlığı makamına arz ederek bundan sonra herkese Akseki’lilerin de haklarını aramalarında artık aciz olmayacaklarını hep beraber herkese göstereceğiz.

16 Haziran 2008 Pazartesi

KÖRLER DİYARI MI?

HASAN KARAGÜL
İSTANBUL

Körler diyarında yaşamak görebilenler için çok zordur. Hatta bu diyarda çok az görenlerin bile yaşama hakları hiç yoktur. En büyük engelleri de kendilerinden hiç bir farkı olmayan, aile yapıları, ekonomik gelişim biçimleri aynı olan, kendilerine en yakın olan fakat özgüvensiz kendi insanlarıdır.

Küçük bir ayrıntı olan bu az görme, ya da hiç görememe farkından dolayı insanlar bazı konularda anlaşamazlar. Anlaşamayan bu insanlar bir grup oluşturamaz, bir mücadele de ortaya koyamazlar. Bu anlaşamamazlık sonucunda güçleri azalır, dağılır, yok olurlar. Dağılanların bireysel hareket etmeleri hiç bir sonuç vermez, organize güçler yeniden kolayca duruma hakim olurlar. Bu dağılıp yok olma hareketi, onları yöneten eski idarecilerini de sevindirip, rahatlatır. Grup olamadıkları için dağılanlar tekrar eski kutsallarına sığınırlar, artık saygıda hiç kusur edilmeyecek, hiç bir karar sorgulanmayacaktır. Kutsal komutanlar hep emredecek, gerektiginde bağırıp çağıracaklardır.

Peki, bu davranış biçimi, organize olamayan guruptakilere reva mıdır? Tabii ki müstahaktır. Bu, “tabi olma” üslübunun, onları nerelere götüreceğini göremedikleri için de eski bezirgan saltanatını da sorgulayamayacaklardır. Peki ama, zaten eskiden de hep böyle değil miydi? Elbette öyle idi. Derinlerden yüceler buyurur, tebaa da buyruklara uyardı.

Hikayeye göre bu durumun devam etmesi için körler köyünün uluları tebaasını rahat yönetebilmek için kolay bir yol bulmuşlar.Yeni doğan çocukların, kız olsun erkek olsun, doğar doğmaz tıpkı sünnet edilir gibi gözleri parmakla oyulur, her iki gözü de kör edilirmiş. Sadece düzenin çocuklarının gözü açık kalırmış.
Kadersizliğine bakın ki gözü oyulan çocuklardan bir tanesinin gözleri oyulurken bir kılcal damarı kazaen sağlam kalmış. Gel zaman git zaman çocuk büyümüş, köyün öbür çocuklarıyla koşup oynamaya başlamış. Çocuklar oynaşıp kaynaşırken gözünün daha bebek iken oyulması esnasında sağlam kalan kılcal damarı da gelişmiş. Çocuk, zerre miktarda da olsa görmeye başlamış. Fakat, kazandığı görme duyusunun kıymeti, çevresindekilerce bilinememiş. Çevresindeki hiç göremeyenlere, çok az da olsa gördüklerini anlatmaya başlamış.

Havanın biraz bulutlu olduğunu gören az kör delikanlının etrafındakilere “Hava çok kapalı, birazdan yağmur yağabilir, ıslanmadan evlerimize gidelim.” gibi uyarılarda bulunmaktan başka bir vasfı da yokmuş. Az kör delikanlının az da olsa görüyor olması, gördüklerini arkadaşlarına anlatması, hiç görmeyenlerden oluşan toplumu rahatça yönetmeye alışmış uluları rahatsız etmeye başlamış. Çevrede huzursuzluk çoğalmış. Rahatları kaçan, huzurları bozulan Körler Köyü sakinleri, bilge kişilere danışmışlar. O eski huzurlu günlerine nasıl dönebileceklerini araştırmışlar. Çareyi infazda bulmuşlar.

En yakın arkadaşları tarafından elleri ayakları sıkıca tutulan az kör delikanlının gözlerini arkadaşları parmaklarıyla iyice oymuşlar. Gözleri iyice oyulup salıverilen az kör delikanlı, gözlerini iyice oyarak kendisini bu görme derdinden kurtaran arkadaşlarına minnettar kalmış.

Artık huzuru bulduğunu sanıyormuş kör delikanlı. Nihayet o da arkadaşları gibi tam kör olmuş. Etrafındaki kötü gidişatı göremeyecek ve ulularının etrafa yaydığı gazların kokusundan herşeyin mükemmel olduğunu sanacakmış. Tam kör delikanlı yeni durumuna adapte olmaya çalışırken sağa sola çarpıyor, yaralanıp bereleniyormuş. Onun bu mecnun haline acıyan, eski oyun ve dava arkadaşları delikanlıya yardım etmeye onu yönetmeye başlamışlar.

“Yavaş yürü, böyle gidersen önündeki çukura düşersin. Sağa doğru gitme, ağaca çarparsın.’’ gibi uyarılarda bulunmaları hiç görmeyen, tam kör delikanlıyı eski arkadaşlarının görmedikleri halde kendisini nasıl yönettiklerini düşündürmeye başlamış. Sonunda, kendisinin aslında saflığının körü olduğunu anlamış. Arkadaşlarının hiç birisinin aslında tam kör olmadığını, onların da her şeyi görüp duyduklarını, fakat kendilerini bazen kör, yerine göre de sağır ve dilsizmiş gibi göstererek huzurlarını bozmak istemediklerini, iyi gitmeyen olaylara duyarsız kalmalarının sebebini anlamış. Kendisinin saf, iyi niyetli olmasından dolayı kullanıldığını ve ihanete uğradığını düşünmüş. Çok üzülmüş. Köyünü terk ederek teselli aramak için dağlara çıkmış. Kaybolmuş. Fakat uğradığı ihanetin acısını unutmak için, zaman zaman var gücüyle bağırmış. Kulakları sağır eden sesi hiç kaybolmamış, duyarlı insaların kulaklarını hep çınlatmış. İHAAANEEEEET........!

HASAN KARAGÜL

15 Haziran 2008 Pazar

MERHABA

Hasan KARAGÜL
İstanbul
15/06/2008
MERHABA,

Değerli dostlarım, kıymetli arkadaşlarım ve hemşehrilerim.....! Aksekili olmakla kendimi doğuştan şanslı insanlardan sayıyorum.

Ahirete intikal etmiş olan kıymetli büyüklerimizin, bize yaratıp emanet bıraktıkları AKSEKİ’lilik markamızla, her zaman her yerde öğünüyorum.

Kendimi onu korumak, ona layık olmak mecburiyetinde hissediyorum.

Çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize bu güzelliklerimizi taşıyabilmek için birlik, beraberlik içinde çalışılması gereğine inanıyorum.

Bu değerlerimizin korunması, ancak bir sivil toplum mücadelesi ile mümkün olabilir düşüncesiyle Akseki Derneklerimize üye oldum.

Derneklerimizin güçlenmesi, geçmişte derneklerimize üye yapılmadıklarından dolayı topluluğumuzdan kopan hemşehrilerimizin yeniden kazanılması için çevremdeki arkadaşlarımı ve hemşehrilerimi de üye olmaları için teşvik ettiğim malumunuzdur.

Çalışmalarımızın ve bu yoldaki gelişmelerin sizlere duyurulması bağlamında önceleri yöresel Toros Postası, daha sonra da Akseki dergilerini çıkaran ve dergilerin yayın hayatını reklamlarıyla destekleyen bazı fedakar hemşehrilerimizin gayretleri de her türlü takdire şayandır.

Küllenmiş Aksekililik ruhunu yeniden canlandırmak ve atalarına layık olmaktan başka hiç bir beklentisi olmayan arkadaşlarımız çok büyük engeller aşmışlardır. Kendilerine özverili katkılarından dolayı minnettarım.

Hele yeni oluşumu tesis eden bu yeni jenerasyodaki arkadaşlarımızın, derneklere hakim olan eski idare-i maslahatçılarla yaptıkları mücadele çok çetin geçmiştir.

40 yıldır derneklerimizi halkımıza kapatan, kendilerini bu yolda fazla bir icraat yapmamakta haklı gören başkanlar, vekiller ve mevcut kaynakların tevzii ile görevlendirdikleri onların yandaşları, yeni oluşumun Akseki Festivali yapılması fikrine de şiddetle karşı çıkmışlardır.

Eski dernek idarecilerine rağmen İstanbul’daki yeni oluşum, kendi aralarında özveriyle organize olmuş dernek idarecilerinin engellerini de aşarak, Akseki Yaz Festivali adı altında birinci festivali yapmıştır.

Tabandan gelen bu başkaldırı karşısında daha fazla dayanamayacagını anlayan hakim güçler daha önceleri reddettikleri dernek üyeliklerimizi de kabul etmek zorunda kalmışlardır.

Neticede derneklerimize girdik, üye olduk. Keşke girmez olaydım!

Derneklerimizi karşıdan gördük ki bir yeşil türbe, içine girdik ki estağfurullah!
Derneklerde demokrasiden eser yok, ağalar kapalı kapılar arkasında kararları
yazdırıyor.

Onlara biat etmiş olan üyeler de kendi gıyaplarında müzakeresiz de olsa alınan kararların altını imzalıyorlar, onlara karşı çıkanlarsa edepsiz oluyorlar. Niye aldınız bunları derneğe deniyor?

Derneklerde gelir getirici hiç bir çalışma yapılmıyor.

Sadece derneklere atalardan kalan kira gelirlerini, dernekleri yönetenler kendilerine yakın insanların önerileri doğrultusunda dağıtıyorlar, tevzi memurluğu yapıyorlar.

“Kendi cebimizden veriyoruz, biz kendi paramızla yapıyoruz.” şeklindeki söylemler tamamen asılsız. Hiç kimse derneklere beş kuruş para vermiyor, zaten vermeye de mecbur değiller.

Geçmişten gelen aldatıcı sözlerden başka hiç bir icraat yok. Yörük sırtından kurban kesiyorlar vesselam.

Korkarım 4. AKSEKİ Yaz Festivali ana sözleşmesinde, 3 gün olarak programlanmış olmasına rağmen, sizin için kafalarını yorup 3 günlük program mı yapıverecekler çok beklersiniz.

Hallaçlar eğirip mutaflar dokuyuverecek. Şimdiden festivalin 1 güne indirildiğini duydum.Kimler ne zaman müzakere etti de, bu kararı hangi gerekçe ile aldılar?

Ben size söyleyeyim ağanın birisi buyurmuştur, bu buyruk da emir olmuştur. Yazık!

Korkarım bu son festivalimiz olmaz, zira festivali sizin paranızla size bir lütuf olarak yapıveriyorlar.

Derneklerinize üye olarak sahip çıkmazsanız sonunda olacağı budur işte.

Derneklerinize üye olarak haklarınıza sahip çıkın. El, elin kaybolan eşeğini türkü söyleyerek ararmış.

Alakasızlıktan söndürülmüş olan kutsal AKSEKİ’lilik ateşinin küllerini üfleyerek kıvılcımlarımızı yeniden tutuşturmak hevesiyle istekler üzerine ben de dergilerimizde yöresel hikayeler yazdım.

Konuların yöresel olmasından, hikayelerim ilgi gördü, yazmam için teşvik de edildim.

Bu arada bölgemizde meydana çıkan olumsuz gelişmelere de yazılarımla halkımın
bir çocuğu olmak sıfatımla müdahil oldum.

Yazılarımda değindiğim bazı konular şunlardır: Akseki Belediyesi’nde yapılan yolsuzluk, Akseki’ye çimento fabrikası yapılmaması için gösterilen mücadele, Akseki’nin mimari yapısının bozulmaması için yapılması gerekenler, Akseki’deki betonlaşmanın durdurulması konusu; kaçak katlara, fazla yüksek inşaata müsaade edilmemesi gerekliliği, eski düğmeli evlerin korunması konusu, Göktepe’den Akseki’ye su getiren bölgenin korunması gerekliliği ve HASTALIK kaynağı olmaması için önlem alınması konusu. (Suyumuz önce insanımız için gerekli, sularımız göçerlere peşkeş çekilmesin diyorum.)

Halkıma faydalı olmak adına yazdığım yazılar muhataplarını rahatsız edince, muhataplar olumsuzlukları düzeltmek yerine yayındaki yazılarımı YAYINLAYICILARI tehditle korkutarak YAYINDAN kaldırtma yoluna gitmişlerdir.

Kötüler ve kötülükler karşısında susup oturmak, kötülerin huzurunda el bağlamak,
acizlenmek, tehditlerinden korkarak merhamet dilenmek bize yakışmaz.

Kötülükler karşısında susan dilsiz şeytandır.

Daha rallinin başında patlayan kabak lastiklere bakıp, çıktığımız yoldan dönenler
dönsün, ben dönmüyorum sözümden.

Netice-i kelam sesimizi size duyurabilmek, sizinle karşılıklı yazışarak doğru bildiğimiz konularda güç birligi oluşturabilmek ümidi ile http://hasankaragul.blogspot.com adlı siteyi kullanımımıza açtık.

Şayet samimiyetimize inanırsanız ilginizi, katkılarınızı ve eleştirilerinizi gönderiniz.
Varlığımız sizi rahatsız ediyorsa bir tuşa basarak ekranınızdan bizi silin lütfen.

Saygılarımla

Hasan KARAGÜL

İletişim adresi: hasankaragul@gmail.com

Bundan sonraki yazılarımı takip etmek için web adresi: http://hasankaragul.blogspot.com/


Düşmesin bizimle yola: evinde ağlayanların göz yaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar! Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

Nazım Hikmet Ran